Felsefenin en spekülatif ve ucucu oldugu anda bile yogun politik göndermelerle örülü olduguna inaniyor; politikayi dolaysizca politik olmayan düsüncenin en beklenmedik kivriminda dahi görüyoruz. Fakat layik oldugumuz tek politikanin olumsuzlamaya kendi tutarliliginda ait olan politika oldugundan hic de emin degiliz. Bizce Hegel düsüncesinin biricik olumlu yani, tüm olumlamalari reddederek kendi cizgisinde ilerleyen saf olumsuzlama pratiklerine deggin hastaliklari uzun süre önce, hem Efendilerin hem Kölelerin tarafinda, sadece iktidar icin degil ayni zamanda direnis icerisinde de teshis etmis olmasidir düsmanini daima kendi icinde tasiyan hinc dolu bir direnis; kederden medet uman, en büyük motivasyonu aci yaristirmak olan melankolik bir vicdan politikasi. Olumsuzlamanin dozunun yogunlastirilmasi bizi ancak daha fazla nihilizm, daha fazla hastalik ve daha fazla ölüme ikna edebilir. Yasama karsi alinan radikal olumsuz tutumun tutarlilikla gösterdigi tek sey hinc, vicdan azabi ve melankolinin yasamsallikta kipirdayan her harekete coktan egemen oldugudur. Genel itibariyla olumsuz düsünce yalnizca iki secenek olduguna inanmamizi ister ya Mutsuz Bilinc ya da Mutlak. Böylece ya bitimsiz bir tepkiselligi kendi elestirel ve devrimci etkinligimizin ilkesi olarak kabul ederiz ya da her sey evlilige ve terbiyeye Bildung dönüsür.