Devletin ideolojik aygiti olan medyanin, kendi gündemini yaratirken, hem örtük hem acik bicimde irkcilik, etnik ön yargi, zenofobi, antisemitizm gibi kavramlar üzerinden nefreti yeniden ürettigini ya da pompaladigini biliyoruz. Medya olumsuz, alayci ifadeler, küfür, hakaret, asagilama, abarti taktiklerine basvurarak öteki lestirdigi ve hedef haline getirdigi gruplari kamu güvenligini tehdit edici potansiyel risk ve tehdit sacan öcüler gibi sunarak, toplumdaki öteki gruplara karsi beslenen ön yargilari pekistirir ve bu gruplarin kendilerini korumasiz ve savunmasiz hissetmelerine yol acar. Medyada önyargili, provokatif, irkci ve ayrimci dil siklikla kullanilirken, bir yandan, kisinin belirli bir gruba aidiyeti yüzünden kücük düsürülmesi, asagilanmasi, hedef gösterilmesi, diger yandan, nefret söylemi üreten gruba güc ve önem atfedilmesine de taniklik ediyoruz böylelikle öteki leri degersizlestirme ve insani degerlerden uzaklastirarak itibarsizlastir-ma sürecine müdahil oluyorlar. Medya irkci bir nefret söylemiyle zaman zaman ötekine karsi olan eylemleri kiskirtir. Bu nefret toplumsal anlamda lincin ve ayrismanin yasandigi patlamalarla kendini gösteriyor.